SIRRIN GÜNAHI ÖLÜM–Esat KORKMAZ

Sırrın günahını açıklayanlar Tanrı, İsa, Hallac-ı Mansur ve Nesimi’dir. Tanrı, kendine âşık olarak ilk günahı işledi: Günahı işlerken kendini ikiye ayırdı; bir yarısını dişi, diğer yarısını erkek yaptı; kendi kendisiyle sevişti, bize gebe kaldı. -Bizler günahın çocuklarıyız, derken bunu anlatmak isteriz.

Sırrı açıklamak bedel ister; Tanrı da bu bedeli öder, metafizik dondaki varlığına son verir, yani öldürür. Öldürür öldürmez kendini olanaksız hiçlikten olanaklı (doğuran) hiçliğe taşır; bundan sonraki yaşamını artık Hak olarak sürdürecektir.

İsa, -Ben Tanrı’nın oğluyum, diyerek sırrı açıklar: Açıkladığı sırrın günahının bedeli olarak da kendini kurban eder. Hallac-ı Mansur, -Enel Hak, diyerek sırrın günahını açıklar, bedeli anlamında vücudu parçalara ayrılarak katledilir. Nesimi Hallac-ı Mansur geleneğini sürdürür, sırın günahını açıklar, bedeli anlamında derisi yüzülerek öldürülür.

Hz. İsa’nın dışa vurduğu sır, Tanrı’nın oğlu olduğunu söylemesidir; Hallac-ı Mansur’un ve Seyyid Nesîmî’nin Enel-Hak formülü Hz. İsa’nın Tanrı oğlu olması savının İslam coğrafyasında, bâtınî zemine uyarlanmış seçenek anlatımından başka bir şey değildir.

Sır Gülbangı
-Aşk ile…
Ahiret gelip Dünya’nın üzerine konduğu için hem Cennet hem de Cehennem iptal oldu. Ezenlerin Öte-Dünya’ya havale ettiği sır, bu iptalle açığa çıktı ve bizi yönetenler için tehlike oluşturan sırrı günahına dönüştü. Sırrın günahını açıklamak bir Yol zorunluluğu durumuna geldiği için de sırrı açıklamama andı yürürlükten kalktı.

Artık doğru düşünmek-doğru konuşmak-doğru davranmak üçlemesine binmek; üç firarın, öte-dünyadan firar etmek yükümünü yaşama taşımak, Ahirete gönderilip sır edilen bu-dünya eşitsizliklerini haykırmak, kendilerini yargılayacak mahkemeyi zalimlere göstermek, anımsamayı sırtımızda taşımak zamanı gelmiştir.


Yol’a hizmetli olmak, bu-dünya eşitsizliklerini, acı çekenlerle taraf olarak taşımak, hesabı bu-dünyada göreceğiz haberiniz olsun, demektir. Geçmişin geleceği biziz, bizim geleceğimiz neden olmasın, diye bağırmaktır; zaman zaten bize koşuyor, önemli olan geleceği kovalamak değil mi? diye sormaktır. Boşuna söylememiş pirlerimiz, -Yaşamı anlamak için geriye dön, yaşamak için ise geleceğe bak; gelecekte yaşamak için yaşarken öl diril, diye.
Gerçeğe Hû! Eyvallah…

Bir cevap yazın