Aleviliğin-Bektaşiliğin Asimilasyonu Sempozyumu

Çağrı:

18-20 Ekim 2019 Duisburg-Almanya
Aleviliğin-Bektaşiliğin Asimilasyonu Sempozyumu

Alevitische Forschungs und Bildungsinstitut e.V.

(Alevi Araştırma ve Eğitim Enstitüsü)
http://www.alevi-enstitusu.de/

 

Aleviliğin-Bektaşiliğin Asimilasyonuna Karşı Bu Davet Bizim:

Amacımız:

Alevi Araştırma ve Eğitim Enstitüsü olarak, tüm boyutlarıyla Aleviliğin-Bektaşiliğin özgün öğretisini, Yo-lunu, Erkânını araştırıp doğru bilgileri toplumumuzla  paylaşmak ve onları aydınlatmaktır.  Biz, bu et-kinliğimizde Alevi-Bektaşiliği bir ahtapot gibi kuşatan “Asimilasyon”a  dikkat çekip, aydınlarımızı toplu-mumuzla buluşturmak istiyoruz. Asimilasyona  karşı birlikte mücadeleyi toplumumuzun tüm kesimleri-ne yayıp, özgün Alevi-Bektaşiliği yaşatmak istiyoruz.

Aleviliğin-Bektaşiliğin en önemli sorunlarından birisi “Asimilasyon”dur. Asimilasyon Ne Demektir?

En geniş anlamda bunun üzerinde duralım.

Asimilasyon Özümsenme ve Özümsemedir. Dönüşme ve  Dönüştürmedir.

Asimilasyon; çoğunluk veya erk sahibinin baskısıyla farklılık gösteren grupların, toplulukların, bunların kültür birikimleri ve kimliklerinin baskın yapı, baskın inanç  içinde eriyerek yok olmasıdır. Yasaklı, aykırı kültürleri kendi özünden  uzaklaştırarak, baskı ve zorbalıkla egemen öğreti ve sistem tarafından tama-men  kendine benzetilmesidir.

Asimilasyon; canlı bir varlığın yabancı varlıkları alarak kendi varlığına  dönüştürme eylemidir. Bir şeyi değiştirerek kendine benzetmeyi dile getirir.

Egemen bir topluluğun, yabancı bir topluluğu kendi içinde eritmesi ve kendine benzetmesidir.  Bir top-lumun kültürce ayrı bir topluma dönüşme sürecine özümlenme ve bir  toplumun kültürce ayrı bir toplu-mu kendi yapısına dönüştürme sürecine  özümleme denir. Felsefi bakımdan, genel olarak birbirinden ayrı şeyleri birbirine benzer ya da aynı kılan değiştirme işlemine özümleme denir.

Asimilasyon; aynı toprak üzerinde yaşayan, ama etnik bakımdan ayrı olan iki insan topluluğundan ege-men, baskın kültürü olanın ötekini kendi içinde eritmesi olayı ve sürecidir. Asimilasyon; eğemen bir topluluğun içide yaşayan başka toplulukları dil, din ve kültürlerini değiştirmek, dönüştürmek suretiyle kimliklerini yoketme ve kendi kimliklerini, kültürlerini zorla kabul ettirme hareketidir, eylemidir.

Gönüllü olarak insanların kimlik değiştirmeleri olağan ve doğaldır. Bu insanların tercihiyle ilgili bir du-rumdur, buna bir şey demiyoruz. Fakat, kendi rızası olmadan baskı ve zorbalıkla insanların inancını, dilini, kültürünü değiştirmek çağdışı, sinsi, acımasız ve çok korkutucudur. İşte Türkiye’de azınlıklar, yasaklı ve aykırı kültürler, Aleviler-Bektaşiler yüzyıllardır bu acımasızlığı, asimilasyonu yaşıyorlar. Bir taraftanasimile edilirken, diğer taraftan da katlediliyorlar. Bu insanların hem bedenleri ve  hem de öğre-tileri katlediliyor.
Türkiye’de yapıldığı gibi, Siyasal İslâmcı devletin egemen baskın innancı destekleyip; Aleviliği Bektaşi-liği asimile ederek kendi içinde eritmesi ve zorla İslâm’a benzetmesi Evrensel İnsan Hakları beyanna-mesine aykırıdır. Bu evren de herkesin dilini, inancını, kültürünü yaşama ve yaşatma hakkı vardır. Herkesin inancı, felsefi düşüncesi, kültürü kendine göre doğru, güzel ve hatta kutsaldır. Hiç kimsenin inancından ve düşüncesinden dolayı başka kimlikleri aşağılamaya,  karalamaya ve asimile etmeye hakkı ve hukuku yoktur.

Türkiye’de Asimilasyon Nasıl Gerçekleştiriliyor?

İki türlü asimile vardır. 1- Dış asimilasyon, 2- İç asimilasyon.

Alevi-Bektaşileri asimile etmek için her iki yol da kullanılıyor. Alevi köylerine Cemevi değil, zorla cami yaptırılıyor, Cami imamı atanıyor. Hemen her Alevi köyüne elektirik direklerine kablo çekilerek hoparlör bağlanıyor, merkezi sistemden Sünnileştirme yönünde yayın yapılarak Kablolu Asimilasyon Gerçekleş- tiriliyor. Köyün cami imamı, imamlığın yanısıra aynı zaman da (MİT)’e istihbarat hizmeti veriyor. Alevi köylerinde dede-talip ilişkisinin kesilmesi asimileyi kolaylaştırıyor. Türkiye’de milli eğitim sistemi tama- men ezbere eğitime ve Alevi-Bektaşilerin çocuklarının asimile edilmesine yöneliktir. Çocuklarımız başarısız kılınarak Kur’an kurslarına ve İmam Hatip Okullarına yönlendirilip yeryeştiriliyor, namaz

kılmaya, oruç tutmaya zorlanıyor.

Şehirlerde durum daha da vahimdir. Devlet eliyle sözde çakma Alevi dernekleri, vakıfları, Cemevleri, federasyonlar kurularak Alevi-Bektaşiler ve dedeleri, pirleri buralarda asimile edilerek; Yolundan, öz öğretisinden uzaklaştırılyor,  islâmlaştırılıyor. Değiştirilip dönüştürülen, maaşa bağlanan, sözde Alevi-Bektaşi pirleri, babaları Alevi toplumunun içine gönderilerek kendi insanları tarafından iç asimilasyon gerçekleştiriliyor. Yurtdışına Gri Pasaportlu dedeler gönderilerek Alevi Kültür Merkezlerinde ve Cem-evlerinde Alevi-Bektaşiler içten çökertilerek sünnileştiriliyor, islâmlaştırılıyor.
Devlet tarafından göstermelik Alevi Çalıştayları düzenleniyor. Bu çalıştaylarda Alevi toplumunun ve kurumlarının hassasiyetleri, zayıf noktaları, psikolojisi öğrenilerek, Alevileri asimile etmenin projeleri hazırlanıyor. Ramazan orucunda derğah yöneticileri, Ocak pirlari iftar sofralarında, lüks mekânlarda ağırlanarak, ballı haram lokma yediriliyor. Alevi-Bektaşiliği özgün öğretisinden, felsefesinden Uzak- laştırmak için her türlü sinsi yol ve yöntemlerle, devletin tüm olanakları kullanılarak Aleviler asimile ediliyor. Alevi-Bektaşi kurumlarına MİT elamanları sızdırılıyor, içerden devletle işbirliği yapabilecek Aleviler ayarlanıyor.

Alevi-Bektaşilik Ya Sünni’leştirilsin Ya da Şii’leştirilsin

Alevilik-Bektaşilik yasaklı kültür olarak, Türkiye’nin eğemen gücü-erki tarafından ve hemde İran mol-laları tarafından büyük bir potansiyel tehlike olarak görülüyor. İran kaynaklı, destekli Şii-Şia, 1980 fa-şist darbesinden beri Alevilerin asimile edilmelerine yönelik yoğun bir çalışma yürütüyor. Alevi-Bektaşi-liğin Dış Asimilasyonu, bir yandan Sünni İslâmın, diğer yandan Şii İslâmın kuşatması altındadır.Alevilik bir de bu Dış Asimilasyonun Alevi Kurumları (Alevi Kültür Merkezleri, Cemevleri, Alevi Vakıfları) içinde ki uzantıları ve işbirlikçileri tarafından İç Asimilasyona uğratılmaktadır.

İran yönetimi, Türkiye’yi yönetenlere “Ya siz Alevi-Bektaşileri sünni’leştirin, ya da biz Şii’leştirelim” diyor. Türkiye yöneticileri de aynı şeyleri söylüyor. Alevileri asimile etmek için sanki aralarında gizli bir antlaşma yapmışlar. Erki elinde bulunduran gerek Sünni İslâm ve gerekse Şii İslâm Molla kılıklı yöneti-ciler; sözde dedeleri kullanarak en sinsi biçimde Alevi-Bektaşileri asimile etme yönünde hızla ilerle-mektedir. Alevi dedelerine, taliplerine, Alevi yazarlarına, dernek ve vakıf yöneticilerine İran Şia’sı tara-fından burs verilerek Türkiye’den İran’ın Kum kentine götürülüp orada eğitilip Şii’leştirildikten sonra misyonerlik faaliyetleri için  Anadolu’ya gönderildiklerini her Alevi-Bektaşi aydını bilmektedir. İran Şia’sı

Asimilasyonun Ortadoğu’da ki etki alanını genişleterek, Mezopotamya’dan Anadolu’ya kadar Şii’liği ih-raç etmiştir. Dersim’den Çorum’a oradan Tekirdağ’a kadar yayılma ve kuşatma alanını genişletmiştir. Bu durum çok tehlikeli ve düşündürücüdür.

Biz “ İslâmın Özüyüz”diyerek Alevi-Bektaşileri yolundan, öz öğretisinden uzaklaştırıp başka yollara özendiren dedelere, pirlere, taliplere, analara, babalara aman Dikkat !!! Bunlara sakın itibar etmeyin.

İran Şia’sı Alevi Kültür Merkezlerimize, Cemevlerimize, Vakıflarımıza, federasyonlarımıza, konfede-rasyonlarımıza kadar içimize girmiş, Ehlibeyt adına, On İki İmamlar adına, Caferi’lik adına Cemevle-rimizde fetvalar vererek; Şii İslâm kurallarını Alevi değeriymiş gibi toplumumuza anlatarak Alevi-Bekta-şilerin kafalarını bulandırmaktadırlar. Aleviliği özgün öğretisinden uzaklaştırıp, içimizde Şii misyonerliği yapan bu Alevileri iyi tanıyıp toplumumuza şikâyet etmeliyiz.
Toplumumuza doğru, gerçek bilgileri vermeliyiz, canlarımızı Alevi-Bektaşilik ve Şii’lik-Caferilik arasına sıkışıp kalmaktan kurtarmalıyız.

İşte bu nedenle, Alevi-Bektaşi toplumumzun asimile edilişine dikkat çekmek ve bu yönde toplumumuzu uyarmak, aydınlatmak için, “Aleviliğin Asimilasyonu” sempozyumunu organize etmiş bulunuyoruz. Çok geç olmadan, gelen tehlikeyi  görüp toplumumuzu doğru bilgilendirerek, Sünni İslâm ve Şii İslâm’ın kıskacından, asimilasyon kuşatmasından kurtarmak bizlerin görevidir.
Alevi-Bektaşi olsun olmasın düşünce üreten akademisyenlerimizi, bilim insanlarımızı, aydınlarımızı, araştırmacı yazarlarımızı, kurumlarımızın yöneticilerini … insanlık dramına ve asimilasyona karşı durmak için bizimle birlikte dayanışmaya çağrıyoruz.

Kültürüne, kimliğine, Yoluna Erkanına sahip çıkan ve asimilasyona karşı mücadele eden, Cümle Canlarımıza Aşk İle.

 

Bir cevap yazın